Kayıtlar

ŞİMDİ ise GEÇMİŞ

 Ayaklarımı kuzine sobanın altına uzattım bir yandan çayımı yudumlayıp sizinle buluşuyorum. Sobada körüklenen ateş eşliğinde bedenim mayhoş bir hale giriyor. Hiç soba borusu temizlememiş, kar kürememiş, suyu donmamış, legende yıkanmamış, elektriği kesilmemiş insanların köy yaşamını övmesi kadar samimiyetsiz çok az şey vardır.  Ufakken elektrikler kesilsin diye dua ediyordum. Şimdi kendime "manyak mısın?" diyorum. Kar boyumu aştımı sevinçlenirdim. Şimdi "yollar kapanmasın da yağarsa yağsın" diyorum.  Bunları söylerken de köyde olduğumu unutuyorum. :))  iyi geceler

SENDEN SONRA

 Yine gün doğmuş ama sen yoksun. Yazın ortasında gözüme giren güneşi terslemiyorum, bakışıyoruz öyle bir iki saniye. Başıma yağan ilk yağmurda gökyüzüne bakıyorum. Gündüz bulutlarla konuşuyorum, kuşlar seni fısıldıyor kulağıma. Karanlık çökünce yıldızlar eşlik ediyor seni düşünürken beliren tebessümlerime. Vaktim oldukça denize uğruyorum. Balıklar selamını getirmeden yüzmüyor.  Senden sonra bir yanımız yaprak döktü, bir yanımız bahar kaldı.  Ne çok isterdim çalan kapının ardında durmanı. Senden haber almak için her haftasonu telefonun başında beklediğim saatleri özledim.  Mandalinaya sevdam bir türlü bitmedi. Çuval çuval alıp önüme serdiklerinin tadı hala damağımda. Bıraktım artık hamburgerin yanında fanta içmeyi. Hiçbiri seninkiler gibi lezzetli değil.  Sen, on yedi yaşımda kaldın. Son öpüş, sarılış, o son bakış; bir ömür yetiyor nabzımı normalleştirmeye.

GÜNAYDINDAN SONRA

Yağmur sesi ile uyandım. Gözlerimi açmaya üşendim ama uyandığımı biliyorum. Çatıya vuran yağmur sesi içimi kıpırdatıp istediğim zamana ışınladı. Tebessüm dolu uyanışım 10 saniye sürdü. Mutfaktan bulaşık sesleri, salondan gelen gürültüler yorgun bir şekilde yataktan çıkmama sebep oldu.  Kolidorda sağa sola çarpıp ev halkına günaydın dedikten sonra lavaboda bittim. Soğuk suyu yüzüme fırlatırken aynada kendimle gözgöze geldim. Hayatımı sorgularken "kahvaltı hazır" sesleri odağımı bozdu. Doymak için sofranın başına oturdum. Ufak çay bardağına attığım iki kaşık şeker ev halkının gözüne battı. Çay kaşık sesi ardından gelen uğultular kulak tıkamam ile bir oldu. Çayı keyfime göre içemeden sofradan kalktım. İyi günler.

DİLEDİĞİM GEZEGEN

  Anımsamak isterdim anne karnında olduğum o daracık yerde dokuz ay nasıl durduğumu. Hatırlamak isterdim bebekliğimi. Herkesin sevinçle beklediği ilk adımlarımın heyecanını tatmak. Dişlerimin kaşındığı bilmediğim o iğrenç duyguyu, iki kelimeyi bir araya getiremediğim anlardaki şirinliğimi görmek isterdim... Ve ister miydim büyümek “büyüyünce çirkinleşecek“ deseler Dünya? Gitmeyi diliyorum, tam da bu yaşımda gitmek. Savaşın olmadığı, hayvanların da bir canı olduğunun hatırlamadığı, çocukların katledilip tecavüze maruz kalmadığı, papatyaların güllerin kopartılmadığı yerlere gitmeyi diliyorum. Öyle bir yer kaldı mı?  Kalplerin kırılmadığı gözyaşlarım mutluluk dışında akmasına izin verilmediği bir gezegen var mı? Sevenlerin kavuştuğu, sevilmeme hissinin yok olduğu ve intiharların olmadığı bir yer? Sözlerimi sonlandırıyorum, insanların insan kaldığı bir Dünya dileyerek.  Mavi Çukur

SEN HİÇ ATEŞ BÖCEĞİ GÖRDÜNMÜ

Yılmaz Erdoğan 'ın "Sen hiç ateş böceği gördünmü?" tiyatro oyunu sinemaya uyarlandı.  Film Netflixte gösterime girdi . GÜNDEMDE İLK O VAR ! Komedi olduğu kadar duygusal sahneleri barındıran başarılı eser olarak yorumlanıyor. Filmin Konusu: Film 1948 yılında İstanbul'da üstün zekalı bir çocuk olarak Dünya'ya gelen Gülseri'nin ailesi ile birlikte bulunduğu yere ayak uydurabilme çabasını anlatan diger yandan da Türkiye'nin bir dönemine ayna tutuluyor.

KENDİNDEN BAŞLA

KENDİNDEN BAŞLA Herkesin hayali, hedefi ve yaşama sebebi mutlaka vardır. Bir gün hayallerin gerçeğe hedeflerin amacına  ve her şeyin daha iyi olacağına inanarak dinleriz yelkovanı rakibimiz zaman ya…  Her çocuğun bebekliği, gencin ergenliği, yaşlının gençliğe dair anıları vardır. Çocukluğum pamuklara sarılarak geçmiş, öyle söylüyorlar. Ağladığımda mutlaka birden fazla sevenim benimle birlikte ağlıyormuş. Ben muşlara değil geçmiş anılarıma inanıyorum. Uyuduğum yatak bile pamuklu değilken pamuklara sarılıp büyütülmem söz konusu bile olamaz. Yer minderleri, çekyat veya döşemeli absürt yataklar; pamuklu yatak yorganlara bedel oldu.  Soframızda ” bi kuş sütü eksik” cümlesine ait hiç ize rastlamadım. Orta son-lisede anlamıştım sahte akıl almaz değerini. Neşe ile doyurdular karnımı, Oysa dedem saygın bir beyfendi ve maddi durumu güçlü bir adam.  Henüz tadamadığınız huzur, soframızın ve çocukluğumun baharatı oldu.   Babaannemi annem olarak benimsediğim yıllarda oldukça ...